Vildan Atasever Röportajı

Kanal D’nin başrollerinde; Fikret Kuşkan, Nejat İşler, Mehmet Günsur, Erkan Can, Melisa Sözen, Vildan Atasever, Tuğrul Çetiner ve İpek Bilgin’in oynadıkları sevilen dizisi “Bıçak Sırtı”nda gözü pek bir avukatı canlandıran Vildan Atasever'le aşktan iş hayatına çok özel bir röportaj...

Hülya Avşar’la oynadığı ''Kadın İsterse'' dizisinde dikkatleri üzerine çeken ardından ''İki Genç Kız'' adlı filmdeki performansıyla Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ''En İyi Kadın Oyuncu'' ödülünü alan Vildan Atasever şimdilerde dizilerin aranan oyuncuları arasında. İyi projelerde yer almak ve oyunculukta kalıcı olmak istediğini söyleyen Atasever, Hülya Avşar’ın hayatında başka bir yeri olduğuna dikkat çekti. Hülya Avşar’ın kendisine çok güç verdiğini söyleyen Atasever, ''O benim için bir uğur değil, büyük bir şans'' dedi.

Hülya Avşar’la ''Kadın İsterse'' dizisinde oynadınız ve dikkatleri üzerinize çektiniz. Daha sonra ilk sinema filminiz ''İki Genç Kız''da da Hülya Avşar’ın kızını oynadınız. Hülya Avşar’ın size uğur getirdiğine inanıyor musunuz?
''İki Genç Kız'' filmiyle oyunculuğa ve sinemaya ilk adımımı attım. Yaşamımızda ilk adımlar çok önemlidir. Ardından yürümeye başlarız. Yürürken omuzunuzdaki sıcacık, samimi destek size güç verir. Hülya Avşar bu anlamda bana güç verdi. Onda gördüklerim ve öğrendiklerimle yoluma devam ediyorum. Hülya Avşar’ın benim için uğur değil büyük bir şans olduğunu düşünüyorum.

''İki Genç Kız'' adlı sinema filminde gösterdiğiniz performansla Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ''En İyi Kadın Oyuncu'' ödülünü aldınız. Bu ödülden sonra hayatınızda ne gibi değişiklikler oldu?
Oynadığım ilk filmle ödül almak başlangıçta bana güç ve destek oldu. Tabii ki oyunculuğumun bu şekilde değerlendirilmesi kendime güvenimi artırdı ve daha sağlam adımlarla ilerlemeye başladım. Fakat kabul etmem de gerekir ki, bu ödül bana aynı zamanda çok ciddi sorumluluklar da getirdi. Bu sorumluluklar çerçevesinde oyunculuk kariyerimi sürdürmeye ve iyi işlere imza atmaya çalışıyorum.

Popülerliğinizin arttığını düşünüyor musunuz? Bu ödülle birlikte gelen dizi ve sinema filmleri çoğaldı mı?
Elbette, sonuçta hem gündem oluyorsunuz hem de oyunculuğunuz taçlandırılıyor. Teklifler çoğaldı ama önce de dediğim gibi çok fazla iş arasından, doğru olanı seçmek de önemli bir adımdı.

''Bıçak Sırtı'' dizisinde çok iyi isimlerle kamera karşısına geçtiniz. Bu projede sizi çeken ne oldu?
''Yaralık Yürek'' dizisi 16 bölüm devam etti. Daha sonra yayından kaldırıldı. Her iş gibi bu iş de benim için çok büyük bir tecrübeydi. Bir oyuncu olarak da mesleğimi doğru projelerde yer alarak devam ettirmeye çalışıyorum. Bir projeye başlamadan önce bütününe bakarım. Benim için inandırıcılığı çok önemlidir. ''Bıçak Sırtı'' dizisine inandım ve bütünü beni çok etkiledi.

Dizide ''Güneş'' adında bir avukatı oynuyorsunuz. Rolle ilgili bir ön çalışma yaptınız mı?
Her rolü okurken tabii ki büyük bir çalışma içine giriyorsunuz. Karakter analizleri önemliydi. ''Güneş''in psikolojik ve sosyolojik yapısını, oturduğu yer ve geçmişini düşünerek karakteri oluşturdum. En büyük çalışmam role inanmak ve onu benimsemek oldu.

Bugüne kadar havai genç kız rollerindeydiniz. ''Bıçak Sırtı''nda ayakları yere basan ağır bir avukatı oynuyorsunuz. Bu rol sizi zorluyor mu?
Bana göre her rol oyuncuyu zorlar. Çünkü gerçek hayatta yaşamadığınız bir hayatın içine giriyorsunuz ve onu oynuyorsunuz. O sen değilsindir ama sen o olmaya çalışırsın. O yüzden de ''Güneş'' her rol kadar beni zorluyor.

Dizide birbirinden usta oyuncularla oynuyorsunuz. ''Bıçak Sırtı'' seti size oyunculuk anlamında neler kattı?
Her iş, dizi veya sinema bana kişisel olarak da oyunuculuğum adına da çok şey katıyor. Belki de mesleğim gereği insanları, ortamları fazla gözlemleyen ve inceleyen biriyim. Çalışma ortamlarında ise her oyuncunun çalışma tekniği, role hazırlanma şekli ve düzeni, performans değerlendirmeleri çok farklı oluyor. Herkesten farklı şeyler öğreniyorum, kendimi geliştirme fırsatı yakalıyorum. ''Bıçak Sırtı'' seti ise bu açıdan bakılınca kendimi çok ama çok şanslı hissettiğim bir ortam. Bu kadar deneyimli olmalarının yanı sıra herkesin farklı bir tekniği, role hazırlanışı ve set adabı var. Kendi birikimim ile bunları birleştirme ve dediğim gibi geliştirme şansı buluyorum.

''Bıçak Sırtı''nda izleyiciyi çeken ne oldu sizce?
Tercihlerinin kalite ve inandırıcılık olduğunu düşünüyorum. İyi oyunculur, iyi senaryo, kaliteli çekim ve başarılı bir yapım ile genel geçerden daha farklıyı tercih ettiler insanlar.

Kısa bir süre önce boşanan bir oyuncu olarak bu piyasada evliliklerin bu kadar kısa süreli olmasını neye bağlıyorsunuz?
Benim fikrim ilişkiler meslek çeşitlerine göre değişmez. Bir kadın ve bir erkeğin birlikteliği ve ayrılıkları her şartta hayata dair. Ayrılık da, kısa süreli ilişkiler de, uzun ve mutlu ilişkiler de hepimizin yaşadığı süreçler.

Yaptığınız işin kariyer de yaparım, çocuk da sözüne uygun bir meslek olmadığını düşünüyor musunuz?
Mesleğim yaşayacaklarımı etkilemez. Eğer günün birinde çocuk yapmak istersem yaparım. Kariyerim adına da zaten elimden geleni yapıyorum.

Boşanmış bir kadın olarak evlilikle ilgili korkularınız var mı? Âşık olduğunuz biriyle yeniden evlilik düşünür müsünüz?
Yaşadığım her şey benim için büyük bir tecrübedir. Tecrübelerimizle büyüyor ve yaşamımızı şekillendiriyoruz. Dediğim gibi hayatta korkular, acılar kadar büyük sevinçler ve mutluluklar da var. Eğer günün birinde âşık olduğum bir erkek olursa ve onunla bir yuva kurmayı istersem tabi ki evlenirim. Korkunun ecele faydası yok.

Mutlaka yapmalıyım dediğiniz ileriye yönelik bir proje var mı?
Hayatın sunduklarıyla yaşamayı seviyorum. Tek hedefim iyi projelerde yer alarak mesleğimi devam ettirmek ve kalıcı olabilmek.

Kaynak:http://www.milliyet.com.tr/2008/01/23/cafe/acaf.html

Bıçak Sırtı 17. Bölüm

21 Ocak Saat 22:00 da ekrana gelecek Bıçak Sırtı 17. Bölümde, Orhan, şantaj telefonundan sonra soluğu Ali’nin yanında alır. İki adam arasında bir tartışma yaşanır. Murat’ın köşkte olmaktan duyduğu mutluluğa rağmen, Nisan artık evine dönmeye hazırdır. Ama Orhan bu kez başındaki belayı saklamaz. Belki de ömründe ilk defa korkularını Nisan’la paylaşır. Bu tanımadıkları düşmana karşı yan yana durmaktan başka çareleri yoktur. Ama Orhan’ın aksine, Nisan bir an bile Ali’den şüphelenmez. Bu da Ali’ye bir adım atması için cesaret verir. Bu arada yıllar sonra aniden çıkıp gelen anne, başta Mehmet olmak üzere bütün ailenin huzurunu kaçırmıştır. Selim Reşat’ın, Gönül’le evleneceğini de öğrendikten sonra dikenlerini göstermekten kendini alamaz. Asıl niyetinin ne olduğu ise çok geçmeden anlaşılacaktır. Evdeki ortamdan iyice bunalan Mehmet, sevgilisiyle daha rahat vakit geçirebilmenin yollarını aramaktadır. Ancak bu amaçla yaptığı teklif, Güneş’i hem şaşırtacak hem de hayal kırıklığına uğratacaktır. Polise gitmeye asla yanaşmayan Orhan’ın başı iyice derttedir. Şantajcıya boyun eğerek isteğini yerine getirir. Ancak takip edildiğinden habersizdir...

Karakol !



16.bölümde Ali tutuklanıyor

Kanal D’nin başrollerinde; Fikret Kuşkan, Nejat İşler, Mehmet Günsur,Erkan Can, Melisa Sözen, Vildan Atasever, Tuğrul Çetiner ve İpek Bilgin’in oynadıkları sevilen dizisi “Bıçak Sırtı” bu akşam da heyecan dolu bir bölümle ekrana geliyor
.

Ali bir kez daha hapistedir. Karakolda Ali’yi kurtaracak olan ifadeyi vermeyen Nisan ise vicdan azabı çekmektedir. Geçici de olsa Ali’den kurtulduğunu düşünen Orhan, bütün enerjisini Nisan ve Murat’ı eve döndürmek için harcar. Hayat ona yardım eden fırsatlar da yaratmaktadır. Ancak bu arada kapısını çalan, aklından bile geçmeyecek başka biri olacaktır.

Selim Reşat ile Gönül’ün nikah hazırlıkları sürerken hiç beklenmedik davetsiz bir misafir çıkagelir. Birdenbire köşkün bütün havasını değiştiren misafirin varlığı en çok da Mehmet’in hayatını etkileyecektir. Ancak bunu henüz kimse bilmemektedir.

Var gücüyle abisini çıkartmaya uğraşan ve bunun için her yolu deneyen Güneş’in karşısına dikilen engel ise hiç de uzaklarda değildir. Orhan, tam her şeyi yoluna koyduğunu sanırken gelen bir telefon, asıl kâbusun şimdi başladığını haber verir. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

Bıçak Sırtı 15. Bölüm





Kanal D'nin Kavak Yelleri ile birlikte yılın en başarılı dizilerinden olan Altınbaş pırlanta ve kuyumculuk un sunduğu (tek taş yüzük, kolye, küpe, bilenlik ve altın takı koleksiyonlar için) Bıçak Sırtı'nın bu bölümünde Nisan’ın korktuğu başına gelmiştir. Oğlunu korumak isterken şimdi Ali’nin kontrolünde, bir bilinmeze doğru gitmektedir. Ali’nin amacı hem oğlunu apar topar kaçırmalarına göz yummayacağını göstermek, hem de Nisan’a kendini anlatmaktır. Onun güvenini yeniden kazanmak için bir anlaşma teklif eder.

Nisan ve Murat’ın kaçırıldığını anlayan Orhan deliye döner. Ve sonunda her şeyi göze alarak polise başvurur. Bu arada abisinin yaptığı çılgınlığı öğrenen Güneş de paniğe kapılmıştır. Polis kapıya dayandığında abisini korumak için ağzından çıkanlar, işleri daha da karmaşık hale getirecektir. Yaşanan olaylar nedeniyle Mehmet’in de sevgilisine olan güveni sarsılır.

Öte yandan Murat’ı ürkütmemek için son derece dikkatli davranan Nisan ve Ali arasında acayip bir gerginlik vardır. Aynı çıkmaza hapsedilmiş olmanın çaresizliğini yaşarlar. Paris’e gitmeyi zaten istemeyen Murat ise mutludur.

Polis adım adım Ali’ye doğru yaklaşırken beklenmedik bir şey olur. Nisan’ı önemli bir karar almaya iten olay, herkesin hayatını farklı şekillerde etkileyecektir.

Bıçak Sırtı 14. Bölüm



Kanal D’nin başrollerinde; Fikret Kuşkan, Nejat İşler, Mehmet Günsur, Erkan Can, Melisa Sözen, Vildan Atasever, Tuğrul Çetiner ve İpek Bilgin’in oynadıkları sevilen dizisi “Bıçak Sırtı” bu akşam da heyecan dolu bir bölümle ekrana geliyor.

Selim Reşat’ın merdivenden düşmesi herkesi korkutmuştur.

Nisan, boşanmanın ve oğlunu almanın verdiği rahatlıkla hayata yeniden başlamış gibidir. Ali’yle yaptıkları ortak çalışmayla kendine güveni de yerine gelmiştir. Artık zamanın çoğunu birlikte geçirirler. Aralarındaki elektrik gitgide yükselmektedir. Ve bunu tek hisseden onlar değildir...

Oğlunu da, karısını da kaybeden Orhan, bir de Ali’yle olan yakınlıklarını öğrenince deliye döner. Tek çaresi kalmıştır; hayatını mahveden bu adamdan kurtulmak. Bunun için kendisine bile korkunç gelen yöntemlere başvurmaktan çekinmez.

Öte yandan Mehmet, sevgilisiyle açık ve dürüst bir ilişki yaşayabilmek için Ali’yle arasını ısıtmaya çalışır. Güneş’i de buna razı etmeyi başarır. Ama dürüstlüğü, işlerin iyice karışmasına engel olamayacaktır.

Ali, artık aşık olduğu Nisan’a gerçeği söyleyemediği için huzursuzdur. Bunun yollarını ararken hiç beklemediği bir gelişme, olayların akışını tamamen değiştirecektir.

Ali ve Orhan Mücadelesi



Bıçak Sırtı'da mücadeler büyüyor, Ali ve Orhan artık yumruk yumruğa!

8. bölümde kılıçlar çekilmiştir. Güneş’in diretmesine rağmen, oğlunu düşünerek hukuk mücadelesine girmeyen Ali daha fazla sabredemeyecektir. Murat’ı geri almak için ne gerekiyorsa yapmaya hazırdır. Bu arada Murat’ın, Ali’nin oğlu olduğunu biri daha öğrenecektir.

Orhan cephesinde ise her şey rayına girmek üzeredir. Murat’ı yanına çekmeyi başardığı gibi Nisan da kocasıyla ilişkilerini düzeltmek ister. Köşkün bütün yükünü sırtında taşıyan Orhan’ın bu yüzden gerildiğini düşünen Nisan, ona hoş bir sürpriz hazırlar. Ama bunun ne tür bir yıkıma yol açacağından habersizdir. Herkesi birden darmadağın eden olaydan sonra, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Tam dava açmaya hazırlanırken, Orhan’ın oğlunu kaçırdığını düşünen Ali’nin gözü döner. Ve Orhan’la yumruk yumruğa dövüşmeye başlarlar.

Art arda gelişen olaylar, Ali ve Nisan’ı farkında olmadan birbirine yaklaştıracaktır. Orhan şimdi sadece Murat değil, karısı için de mücadele etmek zorundadır.

Nejat İşler, Vildan Atasever Aşkı !

Bıçak Sırtı’nda büyük aşk!

Kanal D’nin sevilen dizisi ‘Bıçak Sırtı’nın setinde yeni bir aşk doğdu. Dizinin başrol oyuncularından Nejat İşler ile Altın Portakal ödüllü Vildan Atasever birlikte. İlişkileri hakkında konuşmak istemeyen oyuncular önceki gün Beyoğlu’nda bir kulüpte samimi bir şekilde görüldü. Nejat İşler özel hayatında çapkınlığı ile tanınıyor. Vildan Atasever ise geçtiğimiz yıl eşinden boşanmıştı.

Posta

Bıçak Sırtı 6. Bölüm İzle Youtube



Nisan gerçeği öğrenecek mi?

Kendini iyice sıkışmış ve yalnız hisseden Orhan, sonunda Mehmet’e gerçeği anlatır. Kardeşinden destek görmeyi ummaktadır ama Mehmet’in tepkisi hiç de beklediği gibi olmayacaktır. Murat’ın gerçek babasının Ali olduğunu öğrenmek, Mehmet’i, Güneş’le olan ilişkisini de sorgulamaya iter. Öte yandan Ali, kardeşinin bir sevgilisi olduğunu anlamış ve kim olduğu konusunda Güneş’i sıkıştırmaya başlamıştır. Bu arada gelen bir kaza haberi, hem köşk, hem de Ali cephesine bomba gibi düşer. Nisan, Ali ve Orhan’ı aynı telaşla hastaneye sürükleyen kaza, Nisan’da Ali’ye dair kuşku yaratır. Kafasındaki sorulara tatmin edici cevap bulamayan Nisan, sonunda Ali’nin karşısına dikilir. Bu başbaşa konuşmayı gören biri daha vardır.

Nisan’ın şüphelerini savuşturan ama Mehmet’in gerçeği anlatmasından korkan Orhan, kardeşini takibe alır. Ve gördüğü manzara Orhan’ı, Mehmet’i hem evden hem kendisinden daha da uzaklaştıracak hain bir plan yapmaya iter.

Bıçak Sırtı 5. Bölüm



Bıçak Sırtı 5. Bölüm de Orhan büyük sırrını açıklıyor!

Kanal D’nin başrollerinde; Nejat İşler, Mehmet Günsür, Fikret Kuşkan, Vildan Atasever, Erkan Can ve Melisa Sözen Tuğrul Çetiner ve İpek Bilgin’in oynadıkları sevilen dizisi “Bıçak Sırtı” 8 ekim pazartesi akşam 22.00'da heyecan dolu bir bölümle ekrana geliyor.

Gazetedeki haberi görünce fenalaşan Rana hastanededir. Serra’nın yanında olduğu için telefonları duymayan Orhan, hastaneye geldiğinde Ali’yle Nisan’ı yan yana görür. Kendi hatası olduğu için hesap soramaz ama gördüğü manzara, onu yeni kararlar almaya iter.
Rana’nın başına gelenler, Selim Reşat’a hanedan mensuplarının sürgünde yaşadığı acıları anımsatır. Babasının ördüğü duvarları henüz aşamayan Mehmet, Güneş cephesinde ise gayet başarılıdır. Güneş’in baştaki itirazlarına rağmen iki genç arasında tatlı bir ilişki başlar.

Ali, cinayet soruşturması nedeniyle on yıl önceki kâbusu yeniden yaşar. Bir yandan da oğluyla kurduğu bağ her gün daha da güçlenmektedir. Sonunda akşamları da Murat’la görüşmenin bir yolunu bulur. Ama bunun için hiç bilmediği bir dünyaya adım atması gerekecektir. Ve bir gün kendi dünyasının kapıları da hiç beklemediği konuklara açılır.Ali ortaya çıktığından beri hayatının kontrolünü elinden kaçırmaya başlayan Orhan iyice sıkışmış durumdadır. Sonunda, büyük sırrını daha fazla içinde tutamaz ve patlar.

Bıçak Sırrtı Dizi Müzikleri



Bıçak Sırtı Dizi Müziği, Müslüm Gürses'in Oğlum adlı şarkısı melodisi, sözleri ve arabesk çağrışımları ile her ne kadar dizi ile uyuşmadığı söylense de Nejat İşler'in durumunu en iyi anlatan şarkılardan biri su götürmez bir gerçek...

Müzikleri ile önde olan bir başka yapım ise başrollerini Pelin Karahan, Aslı Enver ve Dağhan Külegeç'in oynadığı müzikleri Pinhani tarafından seslendirilen Kavak Yelleri ... İşin ilginç tarafı iki popüler dizinin müziklerininde bu dizilerden önce bestelenip seslendirilmesi.

Bıçak Sırtı Dizisi 4. Bölüm Fragmanı ve Konusu



Aşk ve cinayet!

Oğlunun yanında bir yabancı gibi durmaya katlanamayan Ali, sonunda ona ölen karısından söz etmek zorunda kalır. Bu, zaten diken üstünde yaşayan Orhan’ı harekete geçirmeye yeter. Bir gece Ali’nin kapısına dayanır.Bu arada bar açmayı kafasına koyan Mehmet, istediği desteği bulamayınca Selim Reşat’ı çileden çıkartacak başka bir plan yapar. Bir yandan da Güneş’e yaklaşmaktan kendini alamaz ve onun gönlünü kazanacak bir sürpriz hazırlar.

Ali ve Nisan, ilk defa baş başa kalırlar. Ali yavaş yavaş oğlunun annesini tanımaya başlarken, Nisan’ın bu aileden farklı biri olduğunu anlar. Nisan da bildiği şoförlere pek benzemeyen bu adamı merak etmeye başlar.Öte yandan Güneş’in çabaları üzerine polis cinayet soruşturmasını yeniden açmıştır. Mahallede bir dedektifin dolaşması herkesi tedirgin eder. Ali’nin yakınları sorgulanırken Selin de ilk kez sevgilisi hakkındaki gerçekleri öğrenecektir. Aile mirasının peşine düşen Rana, hanedan üyelerinin hep başvurduğu bir yol seçmiştir. Bulduğu yol köşkü geri almasını sağlayacak mıdır? Murat’ın doğumgünü kutlanırken Ali’nin hazırladığı sürpriz, köşkte büyük bir gerilime neden olur. Beklenmedik bir gazete haberi ise ortaya bomba gibi düşecektir.

Bıçak Sırtı 3. Bölüm Online İzle Yotube

Bıçak Sırtı 3. Bölüm
Oğlunun şoförü olmak Ali’ye yetecek mi?



Ali, (Nejat İşler) oğluna yakın olabilmek için köşkte şoför olarak çalışmaya başlamıştır. Güneş, (Vildan Atasever) abisinin bu şekilde kendine eziyet ettiğini düşünse de Ali memnundur. İlk andan itibaren Murat’la sıcak bir ilişki kurar. Ama gün geçtikçe oğlunun hem yanında hem çok uzağında olmak, onu derinden sarsacak ve aklından geçenlere engel olamayacaktır.

Dönüşü hasretle beklenen Mehmet, (Mehmet Günsür) İstanbul’a gelir. Ama daha memlekete girerken aileden önce polis tarafından karşılanır. Tabii bu durum, başta Selim Reşat olmak üzere herkesi endişeye sürükler. Esas kıyamet ise Mehmet sürprizini açıkladığında kopacaktır.

Ali’yle anlaşmayı çaresizlikten kabul eden Orhan (Fikret Kuşkan) tedirgindir. Artık bir sırrı daha taşımak zorundadır. Oğlunun gerçek babası hayatının içine girmişken huzur bulamayan, kardeşinden umduğu desteği de göremeyen Orhan, öfkesini Nisan’dan (Melisa Sözen) çıkartır. Olan bitenden habersiz, Orhan’ın tavırlarına anlam veremeyen Nisan da sonunda patlar ve hiç yapmadığı bir şeye kalkışır.

Bu arada damadının eline bakıyor olmak, Rana’ya artık ağır gelmektedir. Kendince çözüm arayışına girer. Nisan’ın uyarılarına rağmen bulduğu yolda yürümeye kararlıdır.

Bıçak Sırtı 2. Bölüm Fragmanı ve Konusu


Ali, köşke iyice yaklaşıyor!

Ali , yıllar boyunca yaşadığını bile bilmediği oğlu Murat’ı görmenin sarsıntısını yaşarken, Orhan da Ali’nin hapisten çıktığını öğrenmenin paniği içindedir. Büyük sırrını karısı Nisan’a bile söyleyemeyen Orhan, Murat’ı korumak ve Ali’yi püskürtmek için çeşitli planlar yapar. Ancak bu hiç de kolay olmayacaktır.

Bu arada, Orhan’ın kardeşi ve ailenin başına buyruk oğlu Mehmet yurt dışından dönüş hazırlığındadır. Gelmeden önce, aileye büyük bir sürprizi olduğunu söyler. Ama daha gelir gelmez kendisini bekleyen başka bir sürprizle karşılaşır.

Nisan, Orhan’ın davranışlarını yadırgamaktadır. Orhan, Murat’ı koruma telaşı ve sırrını saklama zorunluluğuyla iyice içine kapanmış, evliliğinden uzaklaşmaya başlamıştır.

Güneş ise ağabeyi Ali’nin sıkıntısını görmekte ve Murat’ı geri almalarının zor olmadığını söylemektedir. Ancak, Ali’nin bambaşka bir planı vardır.

Bıçak Sırtı Dizisi 1. Bölüm Online İzle Youtube



2. kısım 3.kısım 4.kısım 5.kısım 6.kısım 7.kısım 8.kısım

Dev kadrosu ve senaryosu ile yayınlandığı ilk bölümde milyonları ekran başına bağlayan Bıçak Sırtı Dizisi 1. Bölümü kaçıranlar, tekrar izlemek isteyenler için sitemizde. Bölüm Youtube adlı video paylaşım sitesine sekiz parça halinde yüklendi.

Bıçak Sırtı Oyuncuları ile Harika Bir Röportaj

Aile baskıları, sınıf çatışmaları ve bastırılmayan aşkları bünyesinde barındıran bu müthiş dizi Bıçak Sırtı, 10 eylül pazartesi günü saat 22:00'de Kanal D'de ekrana gelecek.

Nejat İşler, Mehmet Günsür, Fikret Kuşkan, Vildan Atasever, Erkan Can ve Melisa Sözen gibi önemli oyuncuları kadrosunda buluşturan "Bıçak Sırtı" dizisi, ilk bölümüyle 10 Eylül pazartesi günü Kanal D ekranında...

Hem kadro hem de hikaye sağlam
Kanal D'nin yeni dizisi "Bıçak Sırtı", soyluluğun ve sıradanlığın ne kadar kırılgan kavramlar olduğunu tartışacak, babalığın ne demek olduğu sorusuna, iki farklı karakter üzerinden cevap bulmaya çalışacak. Başrol oyuncularından Fikret Kuşkan, "Kadro sağlam ama hikayemiz de çok iyi. Öyle oyuncuların arkasına sığınılmış bir durum yok yani"
derken, Mehmet Günsür ise dizide yansıtılan asilzadelik olayına pek sıcak bakmadığının altını çiziyor.
Seyirciye baştan söz veriyoruz
Dizide bir iftira yüzünden 10 yıl cezaevinde kalan Ali'yi canlandıran Nejat İşler de ekip arkadaşları gibi iddialı konuşuyor. Genç oyuncu, "Biz, seyirciye söz veriyoruz; tadında bırakacağız. Projemizin sonu belli. 'Millet sevdi, devam edelim' denilmeyecek" diyor. Erkan Can ise şunları ekliyor: "Genel olarak hikaye çok hoşuma gitti. Çünkü dramatik yapısı güzel. Diyaloglar yerli yerinde... İyi bir iş çıkacağına inanıyorum."

Zerda, Bir İstanbul Masalı, Aliye, Hırsız-Polis, Binbir Gece gibi unutulmaz dizilerin yapımcısı TMC, yine dev bir projeye imza atıyor: "Bıçak Sırtı"... Fikret Kuşkan, Nejat İşler, Mehmet Günsür, Erkan Can, Melisa Sözen ve Vildan Atasever gibi önemli oyuncuları kadrosunda buluşturan "Bıçak Sırtı", soyluluğun ve sıradanlığın ne kadar kırılgan kavramlar olduğunu tartışacak, babalığın ne demek olduğu sorusuna, iki farklı karakter üzerinden cevap bulmaya çalışacak. Aile baskıları, sınıf çatışmaları ve bastırılmayan aşkları bünyesinde barındıran bu müthiş dizi, pazartesi günü Kanal D’de ekrana gelecek.

FİKRET KUŞKAN (ORHAN) BU DİZİYİ ÖNEMLİ KILAN SONUNUN BELLİ OLMASI

Sizin için bu projeyi önemli kılan nedir?
- Başının, sonunun, her şeyinin aylar öncesinden belli olması. Bu dizi 45 bölüm ve bir yıl yayınlanacak. Uzun vadeye yayılacak bir dizi değil. Bunu biz tercih ettik. Biliyorsunuz eskiden 26 veya 45 bölümlük, yani sezonluk, tadı damakta kalan çok hoş işler yapılırdı. "İkinci Bahar", "Yeditepe İstanbul" gibi... Bu dizi de onların tadında olacak.

Kadro da çok iyi. Peki hikaye?
- Hikayemiz de çok iyi. Öyle oyuncuların arkasına sığınılmış bir durum yok yani. En iyi senarist gruplarından ve en iyi ekiplerden biriyle çalışıyoruz. Kendi işim olduğu için böyle konuşmuyorum. Ben nerede ne hata varsa söylerim. Burada da eğer bir yanlış görseydim, bu projeye girmezdim. Çünkü para kazanmak gibi bir derdim yok.

Dizide "Orhan" karakterini canlandırıyorsunuz. Karakterinizi anlatır mısınız?
- Orhan, tam bir bıçak sırtı karakter. Kökenlerine ve aile geleneklerine bağlı, sanat tasarımı okumuş, iyi yetişmiş, zeki, disiplinli, sokağın ne olduğunu bilmeyen ve fazlaca hırslı. "Sen alelade bir çocuk değilsin" diye büyütülmüş, buna karşı çıkmayı aklından bile geçirmemiş. Babasının kurduğu mücevher işini sürdürüyor. Kendisi gibi Osmanlı soyundan gelen Nisan’la evliliği de tıpkı işi gibi düz bir çizgide ilerliyor. Tek bir hatası var, söylemiş olduğu yalan. O yalan başka yalanları doğuruyor ve işler içinden çıkılmaz bir hál alıyor.

Yani Orhan gerçek bir aristokrat...
- Evet, Türkiye’de olmayan bir aristokrat ama... Biliyorsunuz ki Türkiye’de aristokrat yok. Büyük burjuva, küçük burjuva, halk, fakir ve zengin var. Aslında ben bu ülkede büyük burjuva, küçük burjuva olduğuna da inanmıyorum. Küçük burjuva, Orhan Veli ve Cahit Sıtkı’ydı. Bu ülkede sadece aileden gelen o soyluluğu devam ettirenler var. Bu anlamda dizideki Orhan entersan bir karakter.

MELİSA SÖZEN (NİSAN) FİKRET KUŞKAN SINIRLARI OLMAYAN BİR ADAM

Dizide, Fikret Kuşkan’ın oynadığı "Orhan" karakterinin eşini canlandırıyorsunuz. Nisan, nasıl bir kadın?
- Nisan, aşk evliliği yapmayan bir kadın... Osmanlı soyundan gelmenin ağırlığını her zaman üzerinde hissetmiş, bunu taşımayı kabul etmiş, zamanından önce olgunlaşmış, zeki, duyarlı ve güçlü bir kadın. Ama bu gücü, ağırbaşlı ve asil görüntüsünün altında gizlemiş. Gerçek bir anne sevgisiyle büyüttüğü oğlu Murat’ı kaybetme korkusu, ona gücünü keşfettirecek. İstese de kaçamadığı tutkulu bir aşkla birlikte büyük bir ikileme düşecek.

Fikret Kuşkan’la kamera karşısına geçmek, onun eşini canlandırmak sizin için heyecan verici bir deneyim olsa gerek...
- Çok... Çünkü çok acayip bir oyuncu Fikret... Onunla çok güzel, coşkulu vakit geçiriyoruz. O, sınırsız bir adam. Onun bu tutkusuna, çocuksu hallerine ve aynı zamanda her şeye hakim oluşuna hayranım. İlk zamanlar hızına yetişemiyordum. Aptal oluyordum. Şimdi her şey şahane. Çalışırken benim düşmemin imkanı olmuyor. Onun enerjisi beni ayakta tutuyor.

Bu sette hissettikleriniz neler?
- Oyunculuk anlamında, teknik anlamda çok şey öğreniyorum ama bu ekibin enerjisi beni bana yaklaştırıyor. Bu enerjinin seyirciye de geçeceğine, dizimizin çok başarılı olacağına inanıyorum.

MEHMET GÜNSÜR (MEHMET) ASİLZADELİK OLAYINA PEK SICAK BAKMIYORUM
Siz Osmanlı soyundan gelen "Reşat" ailesinin en küçük oğlusunuz ve Fikret Kuşkan’ın kardeşini canlandırıyorsunuz, değil mi?
- Evet. Dizideki adım da Mehmet. Mehmet, Osmanlı soyundan geldiği halde ailenin dışında durmayı tercih eden, kurallardan, resmiyetten sıkılmış, asalet kavramına önem vermeyen, bu yüzden de sık sık ağabeyi Orhan ve babası Selim Reşat’la çatışan bir adam. Yurtdışında üniversiteyi bitirip memlekete dönüyor. Küçük veliaht... Fakat Mehmet, bu ’mavi kan’ denilen asilzadelik olayına pek sıcak bakmıyor. Ailenin tavrını çok abartılı buluyor, çağın değiştiğine inanıyor. Ailenin bu hissiyatına, karşı düşüncelere sahip biri olarak baş kaldıran bir çocuk. İlginç karakterler barındıran bir dizi. Beğenileceğine inanıyorum.

"Beyaz Gelincik" dizisinde de böyle asi bir karakteri canlandırıyordunuz. Farklı karakterler gibi görünse de sanki biraz tekrar gibi duruyor. Siz ne dersiniz?
- Hayır, çünkü "Beyaz Gelincik"teki karakter ile buradaki farklı. "Beyaz Gelincik"te Adanalı bir ailenin oğluydum. "Bıçak Sırtı"nda canlandırdığım Mehmet, sanat tarihi bilgisi olan, Osmanlı tarihi bilen, çok daha kültürlü bir karakter. Asilik falan değil onunki... Kimsenin onu kısıtlamasına izin vermeden sadece kendi istediği şeyi yapmak istiyor.

Tıpkı Mehmet Günsür gibi...
- Evet. Aslında herkes kendi istediği şeyi yapmak ister. Ben her zaman ne istediğimi bildim. Bilmediğim zamanlarda da her şeyi zamana bıraktım. Her şeyden önemlisi beni her şekilde destekleyen bir ailem vardı. Bu yüzden çok şanslıyım.
"Beyaz Gelincik"ten erken ayrılıp İtalya’ya gittiniz. Çünkü orada eşiniz, oğlunuz, bir aileniz var. Şimdi ne yapacaksınız?
- Nejat (İşler), Fikret (Kuşkan) ve ben, aynı hikayede buluşmayı hep konuşurduk. Bu plan şimdi gerçekleşiyor. Burada olmamın en önemli nedeni de bu buluşmanın bu zamana denk gelmesi. Yoksa İtalya’daki hayatıma devam ediyordum. Dokuz yıldır oradayım. Evimiz orada. Ama bu dizi nedeniyle eşim ve oğlumla altı aylığına İstanbul’a taşınıyorum.

VİLDAN ATASEVER (GÜNEŞ) SEYİRCİ OLSAYDIM BU DİZİYİ İLGİYLE İZLERDİM

Genç bir oyuncu olarak, böyle bir kadroda yer almak çok heyecanlı bir durum olsa gerek...
- Kesinlikle... Ben de projeyi en başından itibaren bilenlerdenim. Benim için yapımcının güvenilir olması çok önemli. TMC bugüne kadar yaptığı bütün işlerde çok başarılı olmuş bir yapım şirketi. O yüzden benim için Erol Avcı’nın ismi çok önemliydi. Oyuncu kadrosu ise müthiş. Hepsi çok profesyonel. İyilerin buluştuğu bir dizi, daha ne olsun?
Dizide ağabeyi Ali’yi hapisten kurtarmaya çalışan avukat Güneş’i canlandırıyorsunuz. Güneş de sizin gibi tuttuğunu koparan, azimli bir kız galiba...
- Evet. Düzgün ve güçlü bir genç kız. Güneş sadece bir avukat değil, ağabeyini çok seven, kendisini ağabeyine adamış bir kız. Ağabeyi hapishaneye düştüğünde bütün aile ona yüz çevirirken, bir tek o inanmış masum olduğuna. Ve okuldan mezun olunca ilk yaptığı iş, bunu kanıtlayıp onu hapisten çıkarmak oluyor. Büyük zorlukları, doğruya ve dürüstlüğe olan inancıyla aşmayı beceriyor. Kolay bir hayat sürenleri küçümsüyor. Ama hiç beklemdiği bir aşkın ortasına düşüverince hayata başka bir pencereden bakmaya başlayacak.

Bu soyluluğun ve sıradanlığın ne kadar kırılgan kavramlar olduğunu tartışan bir dizi. Sizin bu kavramlara bakışınız nedir?
- Bunlar benim için hiçbir şey ifade etmiyor. Önemli olan insanlıktır. Sonuçta hepimiz insanız. Dizide iki sınıf var, asiller ve halk... Ama bu iki tarafından da ortak noktaları var, bir çocuk... Hikaye de o çocukla başlıyor. Eğer ben bu projenin içinde olmasaydım, bu diziyi ilgiyle izlerdim.

ERKAN CAN (NUMAN) DİZİNİN ÇOK HOŞ BİR DRAMATİK YAPISI VAR

Bu dizide bir soylu kesim, bir de mahalle kesimi var. Siz mahalledensiniz, değil mi?
- Evet... Ben bu dizide Numan karakterini canlandırıyorum. Bir kamyon şoförüyüm. Nejat İşler’in canlandırdığı Ali karakterinin arkadaşıyım. Numan, çoluğunu çocuğunu depremde kaybetmiş. Yani hayatın ertelenemez olduğunu, acı bir tokatla kavramış. Bu yüzden Ali geçmişe kilitlendiğinde, onu sarsıp kendine getirmeyi çok iyi beceriyor. Numan, tecrübelerinden Ali’ye çok şey aktaracak. Kısacası Numan, mahallenin ağabeyi... Görünümü kabadayı gibi duruyor ama çok iyi bir adam.

Numan’ı çok sevmişsiniz...
- Genel olarak hikaye çok hoşuma gitti. Çünkü dramatik yapısı güzel. Diyaloglar yerli yerinde... Bunlar çok önemli. Biz de elimizden gelen en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Ve iyi bir iş çıkacağına inanıyorum. Öyle olmasaydı burada olmazdık zaten.

Nasıl bir hazırlık dönemi geçirdiniz. Mesela kamyon şoförlerinin hayatlarını ne kadar biliyorsunuz?
- Çok iyi biliyorum. Çünkü bizim köyde her kapıda iki kamyon vardır. İznik Gölü kyısındaki Bayırköy’denim. Orada büyüdüm. Sebzeyi kamyona yükler, hale yetiştirirdik. Dolayısıyla o hikayeleri çok iyi bilirim. 15 yaşından beri de kamyon kullanırım.

Cesaretli yapımcıya ihtiyacımız var
Bir tarafta Fikret Kuşkan, Melisa Sözen ve Mehmet Günsür’ün canlandırdığı, köşkte yaşayan soylu bir aile, diğer tarafta ise Cankurtaran’da yaşayan Ali var... Ve Ali’nin hayatı, günün birinde bu aile ile kesişiyor. Her iki tarafın ortak noktası ise çocuk. Bize biraz canlandıracağınız Ali karakterini anlatır mısınız?
- Ali, Cankurtaran’da, kendi halinde, çok sıradan yaşayan bir marangoz. Evli... Bir iftira sonucu hapse giriyor, 10 yıl hapis yatıyor. Ama kendini geliştiriyor. Kitap okuyan, kafası çok çalışan bir adam. 10 yıl sonra avukat olan kardeşinin yardımıyla cezaevinden çıkıyor. Çıkmasıyla da hikaye başlıyor.

Neden cezaevine girmiş Ali?
- Baba olmayı beklerken hayatın sillesini en ağır şekilde yiyor. Karısının ve kendi çocuğunun katili damgasıyla hapiste 10 yıl geçiriyor. Uğradığı iftira da bu zaten.


Dizide ana konuyu oluşturan soyluluk, sıradanlık sizin için ne ifade ediyor?
- Bana sorarsanız, ben babamdan ötesini tanımam. Soy, sop, ırk beni hiç ilgilendirmez. Kimin nereden geldiğini umursamam. Oynadığım karakter de davranış olarak soylu. Soylarıyla, soplarıyla övünen çoğu insanın, saçma sapan vaziyetlere girdiği günümüzde, Ali gayet soylu bir adam. Bence soyluluk, davranışlardadır. Şecerede, ailede değildir.

Size kolay gelsin diyelim o zaman...
- Teşekkürler. Biz, seyirciye söz veriyoruz; tadında bırakacağız. Projemizin sonu belli. "Millet sevdi, devam edelim" denilmeyecek. Dizi 90 dakika da olmayacak. Koşulları biraz zorlayacağız. Uzun kasetler yok. Eğer bunda başarılı olursak, yolu açmış olacağız. Bundan sonra da bu iş böyle gidecektir diye düşünüyorum. Sadece cesaretli yapımcılara ihtiyacımız var.

Kelebek-Hürriyet
Röportaj: Sema DENKER
Fotoğraflar: Sinan ÖZBALKAN

Bıçak Sırtı 1. Bölüm Konusu


Bıçak Sırtı 1. Bölüm

Genel Öykü:
Bıçak Sırtı, yasak aşklarla, ihanetlerle, babalığın ne olduğu meselesiyle, soyluluk ve yoksulluk kavramlarıyla örülü sürükleyici bir drama.

Ali (Nejat İşler) işlemediği bir cinayetten, üstelik hamile karısını öldürmek suçundan hüküm giymiş ve haksız yere on yıl hapis yatmış bir adamdır.

Orhan (Fikret Kuşkan) Osmanlı hanedanlığından gelen kimliğine, kökenlerine bağlı bir soyludur. Hiç de meşru olmayan bir yöntemle sahiplendiği çocuğun, kendi oğlu olduğuna çoktan inanmıştır. Orhan’ın karısı Nisan (Melisa Sözen) ise ömrü boyunca aşkı hiç tatmamış, altın bir kafeste yaşamak zorunda kalmış, bütün enerjisini biricik oğluna vermiş genç bir kadındır.

Bıçak Sırtı’nda bu üç kişinin yolları garip bir biçimde kesişir. Hem de ömürleri boyunca isteseler bile koparamayacakları bağlarla...


Bıçak Sırtı 1. Bölüm Konusu
Ali (Nejat İşler), haksız yere, üstelik hamile karısını öldürmek suçundan on yıldır hapistedir. Abisini kurtarmak için avukat olan kardeşi Güneş (Vildan Atasever), davayı yeniden açmaya kararlıdır. Ama bu çabasının, herkesin hayatını bambaşka bir yöne çekeceğinden habersizdir. Umudunu çoktan yitiren Ali’nin ise başka planları vardır... Osmanlı soyundan gelen Orhan (Fikret Kuşkan), babasının kurduğu mücevher işini başarıyla sürdürmektedir. Karısı Nisan (Melisa Sözen), kendi çocuğu olduğuna inandığı Murat ve babası Selim Reşat’la (Tuğrul Çetiner) birlikte, aile geleneklerine bağlı yaşamaktadır. Yıllar önce her şeyi göze alarak kurduğu bu düzenli hayat, hiç tanımadığı ve neredeyse varlığını bile unuttuğu bir adamın aniden ortaya çıkmasıyla altüst olur. Bir tarafta İstanbul’un eski bir mahallesinde yaşanan hayat kavgası... Diğer tarafta soylu bir ailenin gölgelerle dolu geçmişi... Ve bütün bunların ortasında, her şeyden habersiz masum bir çocuk... Yılın dizisi “Bıçak Sırtı”nı kaçırmayın!

Bıçak Sırtı Son Fragman İzle Youtube

10 Eylül Pazartesi saat 22:00'da Kanal D'de yayınlanacak Bıçak Sırtı Dizisi'nin son fragmanı...

Bıçak Sırtı 1. Bölüm

Bıçak Sırtı; Nejat İşler, Fikret Kuşkan, Mehmet Günsur, Erkan Can, Melisa Sözen, Vildan Atasever

Bıçak Sırtı
, başrollerinde Nejat İşler, Mehmet Günsür, Fikret Kuşkan, Vildan Atasever, Erkan Can ve Melisa Sözen 'in yer aldığı yasak aşklarla, ihanetlerle, babalığın ne olduğu meselesiyle, soyluluk ve yoksulluk kavramlarıyla örülü sürükleyici bir drama.

Ali (Nejat İşler) işlemediği bir cinayetten, üstelik hamile karısını öldürmek suçundan hüküm giymiş ve haksız yere on yıl hapis yatmış bir adamdır.

Orhan (Fikret Kuşkan) Osmanlı hanedanlığından gelen kimliğine, kökenlerine bağlı bir soyludur. Hiç de meşru olmayan bir yöntemle sahiplendiği çocuğun, kendi oğlu olduğuna çoktan inanmıştır. Orhan’ın karısı Nisan (Melisa Sözen) ise ömrü boyunca aşkı hiç tatmamış, altın bir kafeste yaşamak zorunda kalmış, bütün enerjisini biricik oğluna vermiş genç bir kadındır.

Bıçak Sırtı’nda bu üç kişinin yolları garip bir biçimde kesişir. Hem de ömürleri boyunca isteseler bile koparamayacakları bağlarla.

Bıçak Sırtı 1. Bölüm 10 Eylül Pazartesi 21.45'de Kanal D ekranlarında seyircisiyle buluşuyor.

Bıçak Sırtı Yeni Fragman Yeni Senaryo



Bıçak Sırtı beklendiği gibi dizi daha başlamadan izleyicilerini şaşırtmaya başladı bile. Gerek Kanal D, gerekse yapımcı TMC ajans dizi hakkında gazete ve televizyonlara dizinin senaryosu hakkında haber sızdırmayarak, izleyici kitlesinin meraklandırmayı başardı.

Herkes dizinin 1900 lerin Osmanlısında geçeceğini zannederken, yayınlanan yeni fragmanla dizinin 2000'li yıllara kadar uzandığını hepberaber anlamış olduk. Dizinin fragmanında geçen sözlere göre "Bir baba oğlunu, bir adam geleciğini, bir kadın aşkını" arıyor.

Osmanoğulları - Son Osmanlılar

Bıçak Sırtı Dizisi ile hikayesi ekranlara taşınacak olan Osmanoğulları ailesi kimdir? Günümüzün en önemli Osmanlı Tarihçilerinden İlber Ortaylı'nın kaleminden...

Son Osmanlılar


Yakınçağ tarihimizin hâlâ tabu olan alanları var. Bunları çözümlememiz lazım. Bu doğrultuda "Şahbaba" ve "Son Osmanlılar" adlı kitapları yazan Murat Bardakçı'nın yaklaşımı dikkat çekicidir

Fax: (0312) 427 20 64

Serencebey'deki Kabasakal Mehmed Paşa Konağı'nda büyüdüm. Konak devletindi ama bana tahsis edilmişti. Çocukluğum bu konakta geçti. Bilmem, şimdi hâlâ duruyor mu?
Beşiktaş'tan Yıldız Sarayı'na çıkan yolun sonunda, küçük bir köy vardı. Her gün Serencebey'den inip bu köye giderdim. Küçük kızlar, yol üzerindeki bir çeşmeden kovalarla su alırlardı. Onlarla beraber evlerine su taşırdım. Benim kim olduğumu bilmezler, 'Ağabey, hadi şu kovayı da sen al' derlerdi. Yüklenir, evlerine götürürdüm."
Bu ibare Murat Bardakçı'nın 1985 Kasım'ında Osmanlı ailesinin en kıdemli azası yani hanedan reisi olan Mehmed Orhan Efendi ile yaptığı mülakattan alınmadır. Merhum Mehmed Orhan Osmanoğlu, Nice'teki Paulliani Pasajı'nda, fakir bir apartman dairesinde iki dolar emekli maaşı ile yaşıyormuş. Aslında yedi-sekiz lisan bilen, otomobil şoförlüğünden uçak pilotluğuna kadar marifetli olan Mehmed Orhan Efendi bir ara Brezilya'da teneke fabrikasında hamallık bile yapmıştı.
Sultan Abdülhamid'in torunuydu. Babası annesini küçük yaştayken boşamıştı. Daha saltanat zamanında Türkiye'deyken ve sonra yurtdışında sürgündeyken yaşadığı hayat hiç öyle bizim bildiğimiz veya tahayyül ettiğimiz parlak şehzade hayatına benzemiyordu.

Hayranlık uyardılar
Ama bir nokta var ki yeterince bilmiyoruz. İstisnalara rağmen Osmanlı şehzadesi öbür gençlerle birlikte iyi okullara gidiyor, çalışıyor, dil biliyor. Sıkıntılı sürgün yıllarında fakirlik çeken, bunalan, intihar eden oluyor ama ortalara düşüp yüz kızartıcı bir hayat ve kazanç yolunu seçen duyulmadı, görülmedi.
Osmanlıların karıştıkları tek siyasi maceranın; Abdülhamid'in oğlu Şehzade Abdülkerim Efendi ve torunu, sonraki hanedan reisi Mehmed Orhan'ın Japonlar tarafından Doğu Türkistan ve Türkistan tahtlarına oturtulmak istenmesi olduğu söylenebilir.
Abdülhamid'in oğlu Abid Efendi, Arnavutluk tahtını reddetmişti. İki genç ise nasıl olduysa buna razı edilmişler. Abdülkerim Efendi bu ihtiyatsızlığın bedelini hayatıyla ödedi. New York'taki bir otel odasında Japonların mı, ABD'lilerin mi yoksa Rusların mı tertiplediği belli olmayan, intihar süsü verilen bir suikast sonucunda naaşı bulundu. Konu üzerinde Boğaziçi Üniversitesi'nden ünlü Japonya uzmanımız Selçuk Esenbel'in bir araştırması var.
Mehmed Orhan Efendi ise amcasının feci akıbetini görünce soluğu limandaki bir gemide alıyor ve tayfa olarak izini kaybettiriyor.

Trajik bir hayat
Son padişahın tahtı bırakıp gitmesini tenkit eden hanedan üyeleri olduğu görülüyor. Bazı hanedan azası da Halife'nin kendilerine müzahir olmadığından şikayet ediyor fakat şurası bir gerçek; son padişah, Avrupa'da yaşadığı üç-dört yıllık sürgün hayatı boyunca ne yeni Türkiye'nin aleyhinde çalıştı ne de yüz kızartacak mali kaynaklar kullandı.
Hazine'den bir şey almadan gittiği için yokluk içinde öldü. Halife de hanedanının yaşamına kötü intiba uyandıracak hareketlerde bulunmalarına engel oldu. 1952'de hanedanın kadın üyeleri, 1974'te de erkek üyeler, umumi afla geri dönebildiler. Bizzat bugünkü hanedan reisi Osman Ertuğrul Efendi "Cumhuriyetin ilanı, Türk halkına ve devletine yararlı olmuştur" dedi.
Osmanlı saltanatı tarihin malıdır. Bugünkü cumhuriyetimiz Türklerin cumhuriyetidir ve İslam dünyasının en güçlü devletidir. Dünkü saltanat da Türklerin devletiydi ve İslam tarihinin hem de 15-17'inci asırlarda da Avrupa'nın güçlü devletiydi. Bu memlekette ne monarşist bir parti vardır ne de monarşiyi bekleyenler...
Murat Bardakçı "Şahbaba" başlığıyla son padişah VI. Mehmed Vahdeddin'in saltanat yıllarını ve sürgündeki trajik hayatını kaleme aldı. Bu hayat çok kolay ve tek renkli bir üslupla anlatılırdı. Mütareke yılları içindeki zorluklar ve hataların tufeyli bir Şark hükümdarı ve çevresinin havasıyla verilmesi sadece Türk halkını ve devlet ananesini küçültür. Tabii şiirimizdeki müstesna yeri tartışılamayacak Necip Fazıl Kısakürek'in "Vatan haini değil-büyük vatan dostu" başlığıyla tefrika ettiği VI. Mehmed Vahdeddin hikayesi de bir abartmadır. Son hükümdarı hiç gereği olmadan yüceltmek için herkese çamur atmaktadır.

Efsanelere gerek yok
Bu dengesiz tarih yazıcılık ortamında Murat Bardakçı fevkalade dengeli, zengin bir vesika ve ölçülü olarak kullanılan mülakat raporlarıyla "Şahbaba"yı yazdı. Bardakçı'nın, birçok gazetecideki önyargı ama asıl bu konudaki bilgisizce spekülasyon merakı yüzünden basınla ilgiyi kesen hanedan üyelerine yaklaşması başarıdır. Şark dilleri ve tarihi üzerindeki bilgisi, kullandığı lisan ve muhakemesi dolayısıyla hanedan üyelerinin itimadını, hatta yazar olarak saygılarını kazandı. Elde ettiği zengin vesika ve bilgileri edepsizce değil, saygılı bir biçimde kullandı.
"Son Osmanlılar" ilk çıkışında bu iyi niyet ve zengin yaklaşımına rağmen kaçınılmaz hatalar içeriyordu. Geçen sene Hürriyet Yayınları'ndan yeni bir versiyonu çıktı. Bu kitap genişleyerek yeniden basılacaktır. Ayrıca Talat Paşa ve Enver Paşa üzerine de benzer çalışmalar yapılacaktır.
Yakınçağ tarihimiz son 30 yıldır yeni bir metot ve soğukkanlı bir yaklaşımla ele alınıyor ama her köşesi değil; halen tabu olan alanlar var. Bunları çözümlememiz lazım. Murat Bardakçı'nın yaklaşımını zahmetli bir çalışmanın ve dikkatin sonucu yararlı bulduğumuzu söylemeliyiz.
Eski tarihimizi bilgisizlikten yazamıyoruz, yakın zamanları da önyargılarımız ve yarattığımız efsaneler yüzünden yeterince doğru biçimde kaleme alamıyoruz. Oysa Türklerin tarihinin her safhası menkıbeye ihtiyaç duyulmayacak kadar renkli ve anıtsaldır. Elverir ki bilgili ve soğukkanlı olarak yazılsın ve mütalaa edilsin.